Loading...

Maydos Kilisetepe Höyüğü

Maydos Kilisetepe Höyüğü
Maydos Kilisetepe Höyüğü

Maydos

Kilisetepe Höyüğü

Antik ismi Madytos olan ve Çanakkale Boğazı’nın Avrupa yakasında, Eceabat ilçesinin ortasında bulunan, Gelibolu Yarımadası’nın en büyük höyüğü olan Maydos Kilisetepe Höyüğü’ndeki arkeolojik araştırmalar 2010 yılından itibaren Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden Göksel Sazcı başkanlığında yapılmaktadır. Bu kazılar neticesinde bölgede hakkında az bilgi sahibi olduğumuz dönemler ile ilgili ilginç sonuçlara ulaşılmıştır.

Höyükte 2020 kazı sezonu itibarı ile ulaşılabilen en erken tabakalar İlk Tunç Çağı’nın son dönemlerine ait tabakalardır. Dar bir alanda ulaşılabilen İlk Tunç Çağı tabakalarında taş temel ve kerpiç duvardan oluşan bir mimari tespit edilmiştir. Seramik analizleri sonucunda bu tabakaların Troia’nın V-IV. tabakalarıyla büyük benzerlikler gösterdiği anlaşılmıştır. Yerleşmede bu dönemle ilgili yapılan çalışmalar artarak devam edecektir ve önümüzdeki yıllarda İlk Tunç Çağı’nın daha erken dönemlerine ulaşmak hedeflenmiştir.

Orta ve Son Tunç Çağı’na tarihlenen tabakalar çok geniş bir alanda araştırılmıştır. Yan yana büyük dikdörtgen planlı olduğu anlaşılan yapılar taş temelli ve kerpiç duvarlıdır. Yapıların arka duvarları daha kalın inşa edilerek savunma amaçlı kullanılmıştır. Ayrıca höyüğün etrafına da düzgün kesilmiş taşlardan bir savunma duvarı inşa edilmiştir. Bazı odalarda kerpiç duvarların boyalı rölyeflerle süslendiği görülmüştür.  Rölyefler duvarlarda bordür olarak kullanıldığı gibi kapı ve pencere pervazlarının süslemelerinde de kullanılmıştır. Rölyeflerde motif olarak spiral meanderinin farklı varyasyonlarının yanı sıra kilim motifi ve konsantrik daireler kullanılmıştır. Rölyef üzerinde kullanılan motifler aynı zamanda dinsel obje, mühür ve seramiklerde de gözlemlenmiştir. Orta ve Son Tunç Çağı yerleşmelerinin olduğu dönemde Maydos Kilisetepe Höyüğü deniz kenarında bir liman yerleşmesidir. Durumun böyle olduğunu jeolojik gözlemlerin yanı sıra ele geçen buluntular da göstermektedir. Orta ve Son Tunç Çağı tabakasına tarihlenen Minos tipli bir taş kapak, benzerlerine Karadeniz’in kuzeyinde rastlanılan mantar başlı taş asalar ve yine benzerlerine Karadeniz’in batı sahillerinde rastlanılan seramikler bu duruma en güzel örnektirler.

Son Tunç Çağı tabakaları bir yangınla sona ermektedir. Bu yangın tabakası içerisinde sapan taşları ve ok ucu bulunmasından ötürü doğal bir afet sonucu değil de bir saldırı sonucu oluştuğunu söylemek mümkündür. Zaten üzerine gelen mimari, seramik ve hayvan kalıntıları incelendiğinde dışarıdan gelen bir topluluktan bahsetmek mümkündür. Mimari olarak temelleri dik taşlardan oluşan bir yapılaşma söz konusudur. Bu tür mimari Balkanlar’da ve Karadeniz’in kuzeybatısında ki Tunç Çağı kültürlerinden bilinmektedir. Gerçi Maydos’ta da önceki evrelerde tek tük dik taşlardan oluşan mimari kullanılmıştır, ancak bu dönemde kullanımı artmıştır. Bölge için tipik olan dikdörtgen ve megaron yapıları varlığını yeni mimari ile birlikte sürdürmüştür. Bu da bize Balkanlardan yeni gelen kavimlerin buradaki yerli halkla bir müddet birlikte yaşadığını gösterir. Seramik olarak ise yeni gelen insanların elde şekillendirilmiş kaba seramikleri kullandıkları ve hayvan kemiklerinin incelenmesi neticesinde ise protein ihtiyaçlarını daha çok avlanarak giderdikleri anlaşılmıştır.

Maydos’taki bir sonraki evre Geometrik Dönem’e aittir. Bu döneme ait oval planlı evler ortaya çıkartılmıştır. En erken Yunan göçlerine işaret eden bu yapıların Maydos Kilisetepe Höyüğü’ndeki örnekleri bu tür mimarinin en kuzeydeki örneklerini oluştururlar. En az iki evreli oldukları anlaşılan yapıların içlerinde ocak yerleri ve yuvarlak taştan oluşturulmuş direk kaideleri vardır. Oval yapıların bir tanesinde yine dik taşlardan oluşan temeller kullanılmıştır. Bu durum Balkan Kavimleri’nden bir etkileşim olarak açıklanabilir. M.Ö. 8. yüzyıla ait belgelerde, Madytos antik kentinin ilk kurulduğunda bir Thrak yerleşmesi olduğu, daha sonra M.Ö. 7.  yüzyılda Midilli Adası´ndaki (Lesbos) Mytelene yerleşmesinden gelen Aioller´in kontrolüne geçtiği belirtilir. Maydos Kilisetepe Höyüğü’ndeki buluntular bu durumu doğrular niteliktedir.

Arkaik, Klasik ve Hellenistik dönemlere ait seramikler ele geçmesine rağmen yalnızca Arkaik ve Klasik dönemlere ait zayıf mimari kalıntılar ele geçmiştir. Diğer dönemlere ait kalıntılar hem Bizans hem de yakın dönemlerde höyük üzerinde gerçekleştirilen teraslamalar sebebiyle tahrip olmuşlardır.

Bizans Dönemi’ne ait höyükte savunma amaçlı olduğunu düşündüğümüz masif bir duvar ile muhtelif yerlerde açılmış kuyu ve çukurlar tespit edilmiştir. Höyükteki son buluntular ise ismini aldığı 20. Yüzyılın başlarına kadar varlığını sürdürmüş kilisenin mezarlığına ait gömülerdir.